26 Mayıs 2026 tarihinde, “Avrupa’da Baraj Kaldırma” konsorsiyumu tarafından hazırlanan ve İngiliz The Guardian gazetesinde yayımlanan yıllık rapora göre, Avrupa genelinde toplam 603 yapay barajın yıkımı gerçekleştirildi. Bu sayı, bir önceki yıl olan 2024’e kıyasla yüzde 11 oranında bir artış gösterirken, nehir restorasyonunda üst üste beşinci kez rekor kırıldı. Yıkım işlemleri sonucunda, kıta genelinde 3.740 kilometreden fazla su yolunun doğal akışı sağlandı.
Yıkım işlemlerinin en yoğun olduğu ülkeler arasında İsveç, Finlandiya ve İspanya öne çıkıyor. İsveç, 173 yapay barajı ortadan kaldırarak lider konumda yer alırken, onu 143 yıkımla Finlandiya ve 109 ile İspanya takip ediyor. Birleşik Krallık ise 35 bariyeri tamamen kaldırarak kendi su yollarındaki temizlik çalışmalarına katkıda bulundu. Bu operasyonlardan biri de İzlanda’da gerçekleştirildi ve Melsa Nehri üzerindeki atıl durumdaki eski baraj resmi olarak yıkıldı. CBEC mühendislik kuruluşunun uzmanı Hamish Moir, bu barajın uzun süredir enerji üretmediğini ve balık göçünü engellediğini belirtti. İzlanda’da bir nehir barajının resmi yıkımı, tarihteki ilk örneklerden biri oldu.
Ekolojik uzmanların hazırladığı raporlar, Avrupa’daki göçmen tatlı su balığı popülasyonlarının, nehirlerin yapay bariyerlerle bölünmesi nedeniyle 1970 yılından bu yana yaklaşık yüzde 75 oranında azaldığını göstermektedir. Atıl durumdaki barajların su sıcaklığını değiştirdiği ve nehir ekosistemine kalıcı zararlar verdiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ancak uzmanlar, bazı yapay setlerin zararlı türlerin yayılmasını engellediğini, bu nedenle yıkım kararlarının öncesinde hidrolik analizlerin dikkatlice yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Avrupa genelinde hala bir milyondan fazla yapay bariyer bulunduğu ve bunların on binlercesinin aşırı derecede eski olduğu tahmin edilmektedir.
2024 yılında yürürlüğe giren Avrupa Birliği Doğa Restorasyon Yasası, üye ülkelerin 2030 yılına kadar en az 25.000 kilometre uzunluğundaki nehirleri serbest akışlı hale getirmesini yasal bir zorunluluk haline getirmiştir. Bu büyük temizlik çalışmaları, Avrupa’nın su yollarının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde korunması için önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.

