“`html
Barış İçin Toplumsal Girişim, Kuzey ve Doğu Suriye’deki saldırılara dikkat çekmek amacıyla Taksim’de bir otelde basın toplantısı düzenledi.
Yazar Ayşegül Devecioğlu tarafından okunan “Rojava’ya saldırmayın, Kürt kardeşlerimize zarar vermeyin, bizi HTŞ ile komşu etmeyin” başlıklı metinde, “Suriye’de Kürt bireylerin akrabaları katledilirken Türkiye’de nasıl bir barış sağlanabilir?” sorusu dile getirildi. Ayrıca, “Barış, birlikte yeniden doğuş demektir. Kırgın kalplerle, incinmiş insanlar ve onursuz dayatmalarla gerçek barışı sağlamak mümkün olmaz” ifadesi yer aldı.

“Çözümsüzlük ve karanlık tehdidi altındayız”
Toplantıya katılan 1.381 yurttaş, metinin şu sözlerini paylaştı:
“Kırk yılı aşkın bir savaşın ardından barış umuduna sarılmışken, yine de çözümsüzlük ve karanlığa sürükleniyoruz. HTŞ’ye verilen destek, Türkiye’nin çok daha büyük bir güvenlik problemi ile yüzleşmesi anlamına geliyor. Bölgesel savaşın gölgesinin üzerimize düşmesi kaçınılmaz. Selefi, cihatçı ve kadın düşmanı HTŞ’yi sürdürülen destek, ABD ve İsrail ile birlikte Orta Doğu’daki istikrarsızlığı artırıyor; demokrasi ve laiklikten uzaklaştırıyor. Suriye’nin etnik ve toplumsal çeşitliliğinin yok olmasına neden oluyor.”
“Kriz durumu daha da zorlaşıyor”
“Bu duruş, Türkiye’nin Kürt ve Alevi meselelerine yönelik çözüm bulmasını imkânsız hale getiriyor. Ayrıca, demokratikleşme süreci ve yıllarca süren savaş ve çatışmaların yarattığı ekonomik darboğazdan kurtulma çabasını da zorlaştırıyor. Hâlâ uluslararası müdahalelerin hedefi haline gelen Suriye Kürtleri, son 13 yıl boyunca Türkiye’ye en ufak bir güvenlik sorunu oluşturmadı. Yine de, bu durumu düşmanlaştırmak ve Türkiye’nin ‘beka sorunu’ olarak göstermek, ifade edilen sorunların iç ve dış nedenleri göz ardı edildiğinin bir göstergesidir.”
“IŞİD’in katlettiği insanları hatırlayalım”
“Hukukun gerekliliklerini savunan herkes bilmelidir ki, tasfiye edilmek istenen Kürtler, Suriye ve Ortadoğu’yu selefi taassuba karşı direnerek koruyor. Oluşan özerk yapı, IŞİD’in zulmünden bölge halkını kurtarmıştır. Bu coğrafyada, başta Suruç ve 10 Ekim saldırıları olmak üzere, IŞİD’in kaç insanın hayatına mal olduğunu ve yarattığı travmaları asla unutmamalıyız! Her yanlış, tarihsel travmaları tetikliyor. Artık yalanlarla yazılan tarihlerle, gerçeklerden ve kışkırtmalardan bıktık mı? Nefret dolu dilin toplumumuzu bir araya getireceğine mi inanıyoruz? Suriye’de Kürtlerin akrabaları öldürülürken Türkiye’de nasıl bir barış sağlanabilir? Barış, birlikte iyileşmeyi gerektirir. Kırgın kalpler ve çiğnenmiş onurlarla barışa ulaşmak mümkün değil.”
“Barışçı ve demokratik bir çözüm talep ediyoruz”
“‘Kime kin ettin de giydin alları, yakınken ırak ettin yolları’ türküsü ortak kültürümüzdür! Neden yakın olan yolları uzaklaştıralım? Kürt’ün Kürt’ten, Türk’ün Türk’ten başka dostu yok, olmalı! ‘Artık Yeter’ ile ‘Edi Bese’ arasındaki mesafe yok denecek kadar az. Eşit vatandaşlık, anadilinde yaşama hakkı ve yerel demokrasiyi, bu ülkede barışın ve demokrasinin güvencesi olarak görüyoruz. Kürtlerle ve diğer kimliklerle eşit ve özgür bir şekilde yaşamak istiyoruz. Bu nedenle Suriye’de hızla çoğulculuğu, barışı ve diyaloğu esas alan bir politika izlenmesi için çaba gösterilmelidir. Ülkemizdeki süreci demokrasi ve hukuk çerçevesinde yürütmek, evrensel hakları gözeterek, barışçıl ve demokratik çözümler ile sonuçlanmasını talep ediyoruz.”
Katılımcılar – 1381 imza
A.Kerim Yakut, Abbas Hilmiazizoğlu, Abbas Şahin, …
(AB)
“`